Eşek ile Deve

Hırsızlığa giden bir eşek ile devenin hikâyesini anlatıyor: Narenciye bahçesine girmişler beraber. Deve boy avantajıyla üsttekileri, eşek yerdekileri yemiş. Eşeğin karnı dıyunca şarkı söylemek istemiş, anırmaya gazel okumaya başlamış, ama deve uyarmış eşeği köylü gelir, şarkı söylersen diye…

Coşmak, coşturmakla ilgili kısacık bir hikâye. Yörük Ozan Çakıcı yazıyor videonun altında, anlaşılan Fethiye’de yayınlanmış program.

Şarkıdan evvel, hikâyeli giriş yapmak! Bin yılın geleneği devam ediyor, çok yaşasın anlatan.

 

Uyu Demeye Geldim

— “Suudi Arabistan’dan dönüyoruz, kardeşimle ben. Sene 76 mı ne? Araba yüklü, ay olmuş yollardayız, yorgunuz. Urfa’ya girdik, gece yarısını geçmişti vakit. TRT’de “Gecenin İçinden” programı başlamış. Karanlık etraf, dağlarda ağır ağır gidiyoruz. Sonra Sevim Tanürek anons etti spiker, şarkı başladı. Uyu demeye geldim. Ev çok uzak hala, evde yarim bekliyor, çocuklarım bekliyor… başladım ağlamaya, ağladım, ağladım, öyle. Başımı yana çevirdim baktım bir ara, kardeşim de ağlıyor, bir yandan da mırıldanıyor: Yavrum yaren nerende, merhem olmaya geldim, uyu demeye geldim… ”

 

Anatolian Rock Revival Project

Anatolian Rock Revival Project bir Youtube kanalı. Moğollar’ın Iklığ şarkısıyla fark ettim bu proje için çizildiği belli olan illüstrasyonların güzelliğini.

Kanal’ın adresi burada. Devam ediyor bu iş, mutlaka bir göz atın, takip edin. Bu “derleme”yi yapmadan, hemen kapılarını çalayım, ne olmuş, ne bitmiş öğreneyim istedim önce, sonra vazgeçtim bundan. Bir kere de kurcalamasak ötesini berisini. Güzel bir işi yapıldığı kadarıyla, ortadaki haliyle sunsak da güzel değil mi? 105 şarkı/illüstrasyon var, ben 15’ini seçtim. Bağlantılar da resmin üstüne ekli.

Çok güzel illüstrasyonlar bunlar, şarkılar zaten birbirinden güzel. Bazılarını ilk defa dinliyorum, ne yazık! Zaten memleketimizde iyi, güzel olan işler cezalı gibiler. Ya daha ortaya çıktıkları gibi kayboluyorlar, ya da az sayıda kişiye ulaşarak, sadece bu şanslı azınlığın hayatında kalıcı etkiler bırakıyorlar. Moğollar’ın Dağ ve Çocuk şarkısı mesela: Neden ilkokul müfredatında ya da o civarlarda girmiyor hayatımıza? Ya Neptünlü Sevgilim? Boşuna boşuna geçmiş yıllarım. Neptünce öğrenebilirdim!

Yazarken neşeli şarkılar dinlemeye meylediyorum çoğu zaman. Daha doğrusu (“ne yersen osun” misali) ne dinlersen biraz yazdıkların da öyle biçim alıyor. Zihnine hiç sirayet etmeyecek, kenarda durup kendi kendine çalıp söyleyecek, o arada senin de yazmana müsaade edecek müzik türü yok hayatımda. Dinlediğim her neyse bir kelime olup giriyor metne, yazının bir yerine yerleşiyor. Türler arasında gezinme faslı da altımışlı, yetmişli yıllarda yapılmış, Anadolu Rock  tabir edilen türün şarkılarıyla bitiyor galiba çoğu zaman. Biraz eve dönmek, dahası sobanın da arkasına yuvalanmak gibi, bu şarkılarla büyüdüğümden (evdekiler sağolsun). Bu illüstrasyonlar şarkıları daha da eğlenceli getirmiş. Bazılarının üzerine ayrı yazılar yazmak istiyorum. Devam yazılar, Tamirci Çırağı, Gurbet, Neptünlü Sevgilim ve Iklığ üzerine olacak. Yani galiba! Bakalım, göreceğiz.

Kanalı takip etmeyi unutmayın. Bir de duyuruları var yakın zamanda yapmışlar. Şarkı sözlerini, İngilizce’den başka dillere çevirebilecek insanları arıyorlar.

Screen Shot 2018-01-31 at 4.07.37 PM Özdemir Erdoğan – Gurbet 1972. İllüstrasyon: Kaan Demirçelik.
Screen Shot 2018-01-31 at 4.24.43 PM.png Selda Bağcan – İnce İnce bir Kar Yağar 1976. İllüstrasyon: Mehmet Özen
Screen Shot 2018-01-31 at 4.01.18 PM Moğollar – Dağ ve Çocuk 1970. İllüstrasyon: Uğur Erbaş.
Screen Shot 2018-01-31 at 4.18.05 PM.png Mavi Işıklar – Çayır Çimen Geze Geze 1966. İllüstrasyon: Şeyda Ünal.
Screen Shot 2018-01-31 at 4.04.27 PM Moğollar – Ala Geyik Destanı 1972. İllüstrasyon: Mustafa Mutlu.
Screen Shot 2018-01-31 at 4.21.16 PM.png Esmeray – Ayrılık Olsa Bile 1974. İllüstrasyon: Anıl Emmiler
Screen Shot 2018-01-31 at 4.05.12 PM Moğollar – Iklığ 1971 İllüstrasyon: Barış Sarhan.
Screen Shot 2018-01-31 at 4.41.35 PM.png Kaygısızlar – Özlem 1970. İllüstrasyon: İdil Ar.
Screen Shot 2018-01-31 at 4.09.04 PM Mazhar ve Fuat – Adımız Miskindir Bizim 1971. İllüstrasyon: Remzi Erdem.
Screen Shot 2018-01-31 at 4.28.17 PM.png 21. Peron – Anlatamıyorum. İllüstrasyon: Gizem Güvendağ.
Screen Shot 2018-01-31 at 4.11.15 PM.png Grup A1- Neptünlü Sevgilim 1979. İllüstrasyon: Tufan Kızılırmak
Screen Shot 2018-01-31 at 4.45.03 PM Selçuk Alagöz – Saklan Saklanabilirsen 1968. İllüstrasyon: Gülin Özdemir.
Screen Shot 2018-01-31 at 4.47.35 PM.png Bülent Ortaçgil – Olmalı mı Olmamalı mı 1974. İllüstrasyon: Maya Bora.
Screen Shot 2018-01-31 at 4.49.08 PM.png Fikret Kızılok ve Tehlikeli Madde – İnsan mıyım, Mahlûk muyum, Ot muyum 1974. İllüstrasyon: Jeff Treves.
Screen Shot 2018-01-31 at 4.51.48 PM Cem Karaca & Dervişan – Tamirci Çırağı 1975. İllüstrasyon: Bahadır Yazıcı.

 

Almanya Dönüşü: Herkes Zehra Değil ki…

“Almanya Dönüşü,” zannediyorum 1970′lerde seslendirilmiş bir şarkı. Söyleyeni Zehra Sabah’ı da bu şarkıyı dinleyene dek bilmez, tanımaz idim. Anlaşılan o ki, belli bir çevrede bilinen, sevilen bir şarkıcı Sabah. Çok sayıda şarkısına, kolayca ulaşmak mümkün. Yalnız “Almanya Dönüşü”nü söylediği diğer şarkılardan ayıran bir özellik var: Almanya’ya giden ve bir daha da kendisinden haber alınamayan çocuklarının babası, sevdiği Ahmet’e söylüyor bu şarkıyı Sabah. Yani aslında, bu duruma düşmüş çok sayıda kadının sesine ses oluyor. Bir tren sesiyle başlayan şarkı, Ahmet’in eve gitmesi, Zehra ile ilk karşılaşması ve aralarında geçen nahoş konuşma ile başlıyor. Bütün sözler tam olarak şöyle:

Tren düdüğü ve anons: Dikkat dikkat. Almanya’dan gelen yolcular gümrük muayenesine.
Ahmet: Çek şoför kardeş, kaç senedir hasretim. Beni evime götür.
Araba motoru sesi ve zil çalar:
Zehra-Hi! Ahmet Sen misin?
-Ben geldim Zehra.
-Ne yüzle geldin?
-Zehra ne olursun. Ben suçumu anladım. Yüzüme vurma.
Bir çocuk sesi-Anne, anneciğim. Bu amca kim?
-Kim mi kızım? Almanya’ya gidip bizi yıllar yılı süründüren, herkese muhtaç ettiren. Vicdansız, gaddar baban yavrum, baban!

Ve şarkı başlar:

“Hani ne söz vermiştin giderken Almanya’ya, utanmadı mı beni yıllarca kandırmaya? Gider gitmez ilk işin istetmek olacaktı, hani çocuğumuza annengil bakacaktı? Almanya’ya varınca hepimizi unuttun, Almanya’ya varınca eşi dostu unuttun, her mektupta bir yalan aklın sıra uyuttun. Çocukların büyüdü “babam nerde?” dediler, sen zevkinde sefanda sormadın ne yediler. Almanya’ya varınca bir sevgili bulmuşsun, Almanya’ya varınca bir şırfıntı bulmuşsun, kazandığın parayı har vurup savurmuşsun. Nerde hayal ettiğin ettiğin tomar tomar paralar, hani nerde o katlar, nerde o arabalar? Yar mı olur sana Almanın sarışını, yar mı olur sana Almanın şırfıntısı, şimdi bana yalvarma yaktın kendi başını. Sonunda Alman kızı vurmuş sana tekmeyi. Herkes Zehra değil ki bilsin azap çekmeyi, herkes Zehra değil ki bilsin çile çekmeyi.”

Ahmet- Allahaşına Zehra. Kahrettiğin yeter artık. Ben de en az senin kadar çektim. Yine de üç beş kuruş getirdim. Beni affet ne olursun. Bundan sonraki hayatmıza bakalım.

-Madem ki sen hatanı anladın. Ben seni çoktan affettim. Durma gel sarılalım benim canım Ahmetim.

Dinlemek isteyenler içinse şarkı şöyle:

Bu şarkı, bazı bakımlardan çok ilginç. İlk olarak, bu yazının başında bahsettiğim Almanya’ya göçün etkilediği hayatlardan bir kesit alıyor aslında. Daha da önemlisi, aslında şarkı bu minval üzre oluşmuş bir tarzın en çarpıcı örneklerinden biri. Çoğu 1970′lerde yapılmış, yol gözleyen ya da yol gözlemekten vazgeçmiş kadınların dilinden Almanya’daki “hayırsız”a yakılmış şarkıların sayısı azımsanmayacak denli çok. Diğer yandan duyguların bu denli dolambaçsız aktarıldığı bir şarkıyı uzun zamandır da dinlememiştim. Zehra Sabah’ı sevenler, bazı mecralarda, ondan “şırfıntı” kelimesini duymaktan ne denli rahatsız olduklarını belirtmişler, çünkü, hanımefendiler böyle kelimeleri asla kullanmazlar malumunuz! Şarkının bitişinde, Ahmet’in getirdiği üç, beş kuruşun altını çizerek af dilemesi ve peşisıra affedilmesi, bahsi geçen katlar ve yatlar Zehra ile ilgili birtakım altmetinler içeriyor gibi görünüyor. Diğer yandan, anlaşılan Zehra ve Ahmet aslında evli değiller, çünkü çocuklara Ahmet’in annesigil değil, bizzat Zehra’nın kendisi bakıyor. Ve şarkının sonundaki “medeniyetler çatışması”na ne demeli? Sonunda Ahmet’e tekmeyi vuran Alman kızı karşısına Zehra kendisini, azap ve çile çekebilmek hasletleriyle koyuyor. Ne kadar tanıdık değil mi?



*Yazının görüntüsü şu siteden. 1965’te Dortmund’a varan Türk işilerini gösteren fotoğraf Hans Rudolf’un “Tief im Westen” kitabından yer alıyor.

**Şarkıdan haberdar olmamı sağlayan Eylem’e teşekkür ederim

5harfliler