Tarihi Evde Saklı Kadın

Durup durup kurcaladığım bir müzayede sitesinde “evlerin önünde duran insanlar, balkonda oturan kadınlar” ve “merdivene dizilmiş çocuklar “gibi fotoğraf sınıflamaları vardı. Bu fotoğrafı, işte bu yüzlercesi arasında buldum. İlk bakışta bir ev fotoğrafı bu, zaten başlıkta böyle. Daha dikkatle bakınca karşı evin penceresinden görünen kadına çevrilmiş bir çift gözü ayırt ediyor insan. Hatta sanki pencere […]

Devamını oku

Aksu Bora ile Röportaj: Toz Bezi’nde Kadınlık Sınavları

Toz Bezi son zamanlarda yapılmış en güzel filmlerden. Yönetmen Ahu Öztürk, senelerce üzerinde çalıştığı senaryoyu oya gibi işlemiş. Kendine dert edindiği meselelere şöyle bir değinip geçmenin ötesinde bir işi başarıyor film. Ana karakterler Hatun ve Nesrin’i iki çalışan kadın, iki Kürt kadın, alt sınıftan iki kadın ve en önemlisi ev işçisi olan iki kadın olarak görebilirsiniz. Hatun […]

Devamını oku

Kastamonu Devrekani Evleri

Yutup’un bır kuyu, duruma göre içine gireni hızla dibe çeken bir girdap, kapılanı sürükleyen bir anafor olduğunun farkındayız değil mi artık? Bunları beş saatimi sitede geçirdikten sonra yazıyorum. Ben Yutup’ta en çok Anadolu’nun, Trakya’nın muhtelif köy, kasabalarında çekilmiş, yöreye özgü meselelerin bazen oya gibi işlendiği videoları seviyorum. Bunlarda, ancak oraya gittiğinizde öğrenebileceğiniz türden bilgiler derlenip, […]

Devamını oku

Evlerin Tükettiği Kadın Emeği

Kendi bedenlerinden yüzlerce kere büyük mekanların içinde durmadan hareket ederek evlerin devamlılığını sağlıyor kadınlar. Başkalarının hayatları bu devamlılıkla kesişiyor ve sürekli tekrarlandıkları için görünmez hale gelen ev işleri, kadınlarının hayatlarıının yerini hepten alıyor.

Devamını oku

Garip bir Hadise ve Sorular Sorular…

Borda tuhaf ve esrarengiz bir hadise olmuştur. Burada zahire pazarında oturan muhacir Abbas ağanın evinde bütün eşyalar sabaha kadar kendi kendilerine zıp zıp sıçramışlar ve camları kırarak birer birer sokağa düşmüşlerdir.

Devamını oku

1936’dan bir Feryat: İstanbul Çirkinleşiyor

25 Şubat 1936’da “Akşamcı” imzasıyla Akşam gazetesinde yayınlanmış aşağıdaki köşe yazısı. 1930’lu yılların başından itibaren devrik başkentin gelecekte ne olacağına, nasıl gelişmesi gerektiğine dair birtakım tartışmalar oluyor. Şehrin hudutları nereye kadar gitmeli, inşaatlar yasaklanmalı mı? Bir yandan da İstanbul’u mimarların mı, inşaat kalfalarının mı çirkinleştirdiği sorgulanıyor (çünkü herkes şehrin çirkinleştiğinde hemfikir gibi). Mimarlar kalfaları cahillikle, kalfalar da […]

Devamını oku