Evlerin Tükettiği Kadın Emeği

Bu gördüğünüz ev, Kanada kırsalında iki katlı terk edilmiş bir çiftlik evi. 2004’te Kanadalı heykeltraş Heather Benning evin tam ortasına bir kadın heykeli yapıyor. Ayakları giriş katında, gövdesi ikinci katta ve başı da çatıdan fırlayan bir heykel bu. Kadın, ikinci kat penceresinden fırlayan elinde bir de bez tutuyor. Bu, çiftlik evlerinde (ve aslında hemen her tür evde) bitip tükenmek bilmeyen ev işlerinin kadınların hayatlarını nasıl tükettiğini anlatan bir iş. Bir ev ve kadın bedeni birbirlerine dönüşerek, birbirlerini tamamlayarak, yer yer de karşılıklı varlıklarını eksiltip, artırarak var oluyor (ve burada boğazıma bir el yapışıyor sanki!)

11

Bu işin adı The Marysburg Project ve hakkında Benning’in web sitesinde çok az bilgi var, başka bir yerde de bilgi bulamıyorum. Evi nasıl bulduğunu, fikrin nasıl ortaya çıktığını, heykelin yapılış sürecini, ne kadar zaman aldığını merak ediyorum. Bir yandan da, derdini zorunu mükemmel bir açıklıkla ifade eden dümdüz bir iş olduğunu düşünüyorum bunun. Kendi bedenlerinden yüzlerce kere büyük mekanların içinde durmadan hareket ederek evlerin devamlılığını sağlıyor kadınlar. Başkalarının hayatları bu devamlılıkla kesişiyor ve sürekli tekrarlandıkları için görünmez hale gelen ev işleri, kadınlarının hayatlarıının yerini hepten alıyor.

111.jpg

Aslına bakarsanız heykel pek de o kadar gözalıcı değil. Çatıdan fırlayan başta, evin ikinci kat duvarından içeri giren kolda, ayaklarda ve heykelin genel havasında bir kaba sabalık var.  Bana bu işte en çarpıcı gelen, ev işlerinin kadın bedenin üzerindeki hakimiyeti ve hatta bu işlerin kadın ömrünü düpedüz sömürdüğünü, yok ettiğini anlatmak için Benning’in, başka türden bir devasa işin altına girmesi. Fikrin aklına geldiği ilk an, “ben bu eve kocaman bir heykel yaparım, sekiz metreyi geçer boyu, bunu yapmam çok zaman alabilir ama olsun, değer” diyerek, işin büyüklüğünden hiç yüksünmemiş olması. Gerçi Benning’in devasa işlerden kaçınmadığını Bebekevi projesinde görmüştük. Orada da yine terk edilmiş bir çiftlik evini aylar süren uğraşlarla dönüştürerek, yetişkinler dünyasına bir Bebekevi olarak sunmuş ve bizi yüzlerce anıyla ve soruyla başbaşa bırakmıştı.

Bu proje, Benning tarafından 2004’te bitiriliyor, ve 2011’de meçhul şahıslar tarafından tahrip ediliyor. İkinci kat penceresinden çıkan el ve elindeki bezle oldukları yerden koparılıyor. Gövde ve dirsek kısımları parçalanmaya çalışılıyor. Aslında bir anlamda, bu türden bir vandalizmin projeye başka bir anlam kattığı bile söylenebilir. Ev işi diye diye tüketilen hayatlara genelde gösterilmeyen saygının başka türden bir tezahürü belki?

1111


5Harfliler

Öfke

Güldüm bunu görünce, çünkü sadece bu işi yapanların, süpürgeyle (ve biraz da öfkeyle) dünyaya girişenlerin bilebileceği türden bir an: “Çek ayakları!” Muazzam bir gerilim var aslında o an değil mi? İş yapıyor oluşunun görülmesini istiyor kadın, adamlar da son anda, o da belki, ayakları biraz yana kaydırıyorlar. Adam olmasın hadi sadece, iş yapanla, işi görülenin, yapılan işi zerre umursamayanın arasındaki gerilim. Zaten bu sahnede eli süpürgeli Zuhal Olcay’ın öfkesi fark edilmeyecek gibi değil.

Sonsuz Patates işiyle ne yaptığımı düşünüyorum arada bir, yani “filmlerden ayıkladık, seçtik bu kadınların iş yapma sahnelerini de ne oldu peki?” diye. İşin en başında çok daha iyi biliyordum ne yapmak istediğimi, zamanla daha çok düşünür oldum. Ama bu oluyor, her işte yol aldıkça şüpheler, sorgulamalar beliriyor. Hiç kötü bir şey değil. Bu gifle, o en baştaki niyetin ne olduğunu yine hatırladım işin doğrusu. Tam da buydu yapmak istediğin: Ayakların çekilmediği o anı yaşayanların paylaştığı, bildiği bir şey, şeyler. Ne onlar? İşte o cevapların peşinde koşsak, biraz açılma yaratabilir miyiz acaba? Nasıl?

Sahne, 1986 yapımı Halkalı Köle filminden.