Önsözler Kitabı: Behçet Necatigil ve Pan

“Pan’ın sayfalarından gü­rültü değil, sükünettir taşan. Orada günler dakika da­kika yaşanır, tabiatın her parçası bir lezzet gibi ruhta derinlere çöker. Pan, sayfalannda kuvvetli bir aşk hi­kayesi yaşatan bir tabiat övgüsüdür.”

Read More…

Moby Dick İlk Baskı 1851

Dün burada bir kitapçıda ilk baskısını gördüm Moby Dick’in. Yaşını düşününce epey de iyi durumdaydı sanırım. Kırmızı ciltli, ithaflı bir kopya. Moby Dick’in dünya klasikleri arasına girmek için yaklaşık 70 yıl beklediğini biliyor muydunuz? Çok az satmış yayınından sonra, 1920’lerde fark edilmiş kitap, bir hikâyesi var yani, yazacağım ilk fırsatta. Melville’in İstanbul günlerini hatırlıyor musunuz, […]

Read More…

Behlül Bir İki, Üç Gençtir

Halit Ziya Uşaklıgil, 19.8.1943’te. Suut Kemal Yetkin’e yazdığı mektupta, Aşk-ı Memnu konusunda şunları söylüyor: «.Bana soruyorsunuz: Aşk-ı Memnu ne gibi etkiler altında ve nasıl yazılmıştır? diye… Bunun yanıtı biraz zor. Bilirsiniz ki bir şiir parçası, hikâye konusu belli bir kaynaktan gelen bir etkinin, yalnız bir tek etkinin ürünü değildir. Bir hava esintisi birçok karışık yaprakları […]

Read More…

La Fontaine ve Sabahattin Eyuboğlu

Sabahattin Eyuboğlu, La Fontaine çevirisine bir önsöz yazmış. Şu paragrafla başlıyor sözüne: “La Fontaine, Fransa’nın küçük bir şehrinde, orta halli bir evde, 1621 senesinde doğmuş; en sevdiği çağdaşları ve dostları Moliere’den bir, Boileau’dan ve Racine’den on beş yıl önce. Biraz kırlarda, biraz okullarda dünyayı tanıdıktan, babasının gönlünü hoş etmek için biraz evlenip boşandıktan sonra Paris’e […]

Read More…

Bir Öykümüz Var – 1975

TRT,  Bir Öykümüz Var isimli, 29 bölümlük bir program yapmış 1975’te. Muhtelif dallardan sanatçılar ve sunucular çocuklara öyküler okuyor. Ramazan ayının başında yayınlanmış ilk bölüm anlaşılan, bayram geldiğinde de bitmiş. Hep aynı stüdyoda yapılmış çekimler. Bir sehpa, bir koltuk, bir halı. Koltuklar duruma göre değişiyor da, sehpanın üstünde önce bir şamdan varmış, sonra şamdan gitmiş […]

Read More…

Yatık Emine

Refik Halit Karay’ın 1919’de yazdığı hikâyeden değilse, Yatık Emine‘yi, Ömer Kavur’un 1974’te çektiği aynı isimli filminden tanırız. Filmde Emine’yi Necla Nazır canlandırmaktadır. İsmi belli olmayan bir vilayet merkezinden, hadiselere sebep olduğu gerekçesiyle bizzat vali kararıyla, yine ismi belli olmayan bir kasabaya sürgün edilir filmde Emine. Zaman II. Meşrutiyet’ten, 1908’den az önceki bir zamandır. “Uygunsuz takımı”ndan olduğu […]

Read More…

Kardeşi Fırfır’ın Anlattıklarında Orhan Veli

Orhan Veli Kanık’ın doğumunun yüzüncü yılı olduğu için 2014 Nisan ayında bir sergi açılmıştı Yapı Kredi Kültür Sanat’ta: Sakın Şaşırma Orhan Veli Yüz yaşında. Sergide Orhan Veli’ye ait iki kurşun kalem, el yazıları, Nusret Suman‘ın yaptığı iki büst ve bazı başka belgeler yer alıyordu. Bir de kitap yayınlandı bu vesileyle. Orhan Veli’nin sevgilisine yazdığı hiç […]

Read More…

Huğ Evler

Ahşap, saz ve çamur kökenli organik malzemeler kullanılarak oluşturulan yapı tarzından biriside önceki yıllarda köyümüzde de yapılan huğ evlerdir. Huğ evler, geçmiş dönemlerde Çukurova bölgesinde  görülen, bölgeye özgü bir geleneksel kırsal konut tipidir. Yörenin doğal yapı malzemesi olan ahşap, saz ve çamurdan dal örgü tekniğinde inşa edilmiştir. Huğ evler Çukurova bölgesinde bilinen en eski ev […]

Read More…

Hamlet’i “Çevirenin Sözü”

Çeviri işi kanımca yeryüzündeki en zor işlerden biri. Çevirmenlere büyük hayranlık duyuyorum. Ben ne zaman kalkışsam, büyük, kalın, aşılmaz bir duvardan geri sekiyorum gibi hissediyorum. İyi çeviri dünyayı güzelleştiriyor, kötü çeviri yaşanmaz kılıyor (evet, ayrım bu denli keskin). Hamlet’i Türkçe’ye kazandıranlardan biri Sabahattin Eyuboğlu. 1940’ların hemen başında olacak sanırım, çevirisine bir “söz” yazmış. Kendi macerasına, […]

Read More…

Çıngıllı Küpe

Annemle Çatalca’ya gittik. Annemin erkek kardeşi burada görev yapıyor ve yeni evlendi. Turuncu perdeleri, yeşil halıları bu evin. Ben altı yaşındayım belki. Annemin kucağında oturuyorum, yüzüm yüzüne dönük. Bana bilmeceler soruyor annem. Hiçbirini bilemiyorum. O da neredeyse hiç oyalanmıyor, hemen veriyor cevapları. Sürekli gülüyorum. Onlarca bilmece. Bir ara alçacık tepe, çıngıllı küpe diyor. Annemin arkasında […]

Read More…