Röportaj: Keçiyi Koyundan Ayırmak

“Keçiler ve koyunlar farklı konumdadır. Bir koyun esas olarak otlayıcıdır, keçi ise etrafı tarar. Keçiler her zaman bir şeyler arar ve zamanlarının çoğunu böyle geçirirler.”

Devamını oku

Ahmet İhsan, Jules Verne ve Bir Arşiv

Tahminen 1966’da yayınlanmış bir haber bu, metnin orijinal haline göre dizdim: Hachette’in sergisinde bir gerçek ortaya çıktı Ahmet İhsan Bey Jules Verne’e borcunu ödemişti. Ünlü Ahmet İhsan Bey, Jules Verne’nin yine ünlü bir eserini “Denizaltında 20,000 Fersah”ını Türkçe’ye “tercüme” etmişti. Hachette’in yeni yayın sergisinde bu konuyla ilgili bir gerçek, tesadüf sonucu ortaya çıkıyordu. Mişel Perlman […]

Devamını oku

1915’ten bir Saklambaç Oyunu

George Abel Schreiner, Şubat 1915’te Associated Press‘in savaş muhabiri olarak İstanbul’a gelir. Sirkeci’de “henüz uykusunu açamamış görevliler” tarafından pasaportu kontrol edilir. Arabayla Meşrutiyet Caddesi üzerindeki Amerikan Konsolosluğu’na uğrar, o akşam Circle d’Orient diye de anılan Büyük Kulüp’te poker oynayanları seyreder. Ertesi gün Pera’dan Türk tarafına geçer ve bir caminin avlusunda saklambaç oynayan çocukları seyreder. 1918’de yayınlanan “From Berlin to […]

Devamını oku

Önsözler Kitabı: Behçet Necatigil ve Pan

“Pan’ın sayfalarından gü­rültü değil, sükünettir taşan. Orada günler dakika da­kika yaşanır, tabiatın her parçası bir lezzet gibi ruhta derinlere çöker. Pan, sayfalannda kuvvetli bir aşk hi­kayesi yaşatan bir tabiat övgüsüdür.”

Devamını oku

La Fontaine ve Sabahattin Eyuboğlu

Sabahattin Eyuboğlu, La Fontaine çevirisine bir önsöz yazmış. Şu paragrafla başlıyor sözüne: “La Fontaine, Fransa’nın küçük bir şehrinde, orta halli bir evde, 1621 senesinde doğmuş; en sevdiği çağdaşları ve dostları Moliere’den bir, Boileau’dan ve Racine’den on beş yıl önce. Biraz kırlarda, biraz okullarda dünyayı tanıdıktan, babasının gönlünü hoş etmek için biraz evlenip boşandıktan sonra Paris’e […]

Devamını oku

Hamlet’i “Çevirenin Sözü”

Çeviri işi kanımca yeryüzündeki en zor işlerden biri. Çevirmenlere büyük hayranlık duyuyorum. Ben ne zaman kalkışsam, büyük, kalın, aşılmaz bir duvardan geri sekiyorum gibi hissediyorum. İyi çeviri dünyayı güzelleştiriyor, kötü çeviri yaşanmaz kılıyor (evet, ayrım bu denli keskin). Hamlet’i Türkçe’ye kazandıranlardan biri Sabahattin Eyuboğlu. 1940’ların hemen başında olacak sanırım, çevirisine bir “söz” yazmış. Kendi macerasına, […]

Devamını oku