Behlül Bir İki, Üç Gençtir

Halit Ziya Uşaklıgil, 19.8.1943’te. Suut Kemal Yetkin’e yazdığı mektupta, Aşk-ı Memnu konusunda şunları söylüyor: «.Bana soruyorsunuz: Aşk-ı Memnu ne gibi etkiler altında ve nasıl yazılmıştır? diye… Bunun yanıtı biraz zor. Bilirsiniz ki bir şiir parçası, hikâye konusu belli bir kaynaktan gelen bir etkinin, yalnız bir tek etkinin ürünü değildir. Bir hava esintisi birçok karışık yaprakları […]

Read More…

La Fontaine ve Sabahattin Eyuboğlu

Sabahattin Eyuboğlu, La Fontaine çevirisine bir önsöz yazmış. Şu paragrafla başlıyor sözüne: “La Fontaine, Fransa’nın küçük bir şehrinde, orta halli bir evde, 1621 senesinde doğmuş; en sevdiği çağdaşları ve dostları Moliere’den bir, Boileau’dan ve Racine’den on beş yıl önce. Biraz kırlarda, biraz okullarda dünyayı tanıdıktan, babasının gönlünü hoş etmek için biraz evlenip boşandıktan sonra Paris’e […]

Read More…

Şeyh Bedrettin’in Mezarı Neden Çemberlitaş’ta?

Abdülbaki Gölpınarlı’nın 1966’da yayınladığı Simavna Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin isimli kitabında 33-36 sayfalar arasında yer alan bir kısa bir makaleyi alıntılıyorum. Tam künyesini yazının sonunda bulabilirsiniz. Burada yer veremediğim dipnotlarını görebilmeniz için de  ilgili üç sayfayı görüntü dosyası olarak yazının sonuna ekledim. Ben Şeyh Bedrettin’in mezarının İstanbul Çemberlitaş’taki II. Mahmud türbesinde olduğunu bilirdim, ama hikayenin ne olduğunu […]

Read More…

Dişi Cinler

Yakışıklı, gösterişli, ağırbaşlı delikanlılara dişi cinlerin göz koyduğu, onları tedirgin ettiği, akıllarını başlarından aldığı olur. Dişi cinler böyle delikanlıları çok kıskanır, sevgilileriyle buluşmalarına, konuşmalarına engel olur, gerdeğe girdikleri gece de başarısızlığa uğrarnalarına yol açarlarmış. Kimi zaman da kendini Tanrı yoluna vermiş, namazında, niyazında, orucunda olan imanlı, güzel erkeklere görünür, onları baştan çıkarırlarmış. Genellikle, bu işleri yapan […]

Read More…

Semiha Berksoy’un Babasına Mektubu

1910 doğumlu Semiha Berksoy, 15 Ağustos 2004’te vefat etmişti. Bir zaman evvel babasına yazdığı bir mektubundan kısa bir parça gördüm bir yerde. Yazdıkları çok güçlüydü, babasına içindeki sanat ateşinin ne kadar yakıcı olduğundan bahsediyordu. Şu yukarıdaki fotoğrafına bir bakın zaten Berksoy’un. Bahsettiğim mektubu okumuş olmanın etkisiyle belki bana öyle geliyor, kararını çoktan vermiş bir insanın […]

Read More…

Kader

Bol bol hayaller kurup bunların her zaman boşa çıktığını görmeye alışmış bütün insanlar gibi, ressam Tevfik de kaderine çabuk boyun eğenlerdendi. “Beyaz Bir Gemi” adlı öyküsünden, Sabahattin Ali, YKY baskısı, s. 21, Sırça Köşk kitabından.

Read More…

Sevgi Soysal’ın Kendine Özel “Faşizm”i

Bu senenin ilk yazısı olacak diye üzerimde müthiş bir ağırlık üç gündür. Artık zihnimde nasıl bir yazı canlanıyorsa her derde deva, ilaç niyetine, daha başlığında bir ferahlık, bir tür önünün açılması hissiyatı, ağırlıklarından kurtulma… İnsan kendini çok çaresiz hissettiğinde böyle saçmalıyor, büyük büyük çarelerin peşine düşüyor galiba. Kendi kendime değilim iyi ki şu dünyada, bu […]

Read More…

Melville’in İstanbul Günleri

“1849 da Moby Dick İngiltere’de basılırken Avrupa’ya gitti. Londra’ya ve Paris’e uğradı. Bir ara, kaptan olan kardeşinin gemisinde Pasifik Okyanusu’nda yolculuğa çıktı. 1856’da, kayınpederinin verdiği parayla, Kudüs’e gitti. Bindiği gemi bu arada dört gün İstanbul’da kaldı. İlk iki gün yoğun sisten ötürü, Melville hiçbir şey görmemiş, ancak sahilde köpeklerin havladığını duymuştu. Sis dağılınca İstanbul’un görünüşüne […]

Read More…