Manikürden Kalan Kadarı

Ben o gün, sıkıntılardan sıkıntı beğeniyordum. Ne halt edeceğimi bilemez halde, aynı yoldan beş kez geçince, yolun üstündeki kuaförün kapısında bir kadın “sana manikür lazım” dedi. Kadını tanımıyorum, ama ısrar ediyor, “iyi olur” diyor, “için açılır.” “Manikürle nasıl içim açılacakmış?” dedim önce, ama sonra söz dinledim. Bu kadının sözünü dinledim. Anlatacakları varmış. “Ne zaman başladınız […]

Read More…

Aksu Bora ile Röportaj: Toz Bezi’nde Kadınlık Sınavları

Toz Bezi son zamanlarda yapılmış en güzel filmlerden. Yönetmen Ahu Öztürk, senelerce üzerinde çalıştığı senaryoyu oya gibi işlemiş. Kendine dert edindiği meselelere şöyle bir değinip geçmenin ötesinde bir işi başarıyor film. Ana karakterler Hatun ve Nesrin’i iki çalışan kadın, iki Kürt kadın, alt sınıftan iki kadın ve en önemlisi ev işçisi olan iki kadın olarak görebilirsiniz. Hatun […]

Read More…

Bir Çizgi Roman: Bırak Üzülsünler

Özge Samancı’nın geçen sene ABD’de yayınlanan kitabı Dare to Dissappoint, Bırak Üzülsünler başlığıyla Türkçe’ye çevrildi ve hatta yarın okuyucuyla buluşuyor. Yayıncı İletişim Yayınları. Samancı ile Türkçe baskıya dair kısa bir söyleşi yaptık sizin için. Bu söyleşiden evvel Dare to Dissappoint‘in geçen sene yayınladığımız tanıtım yazısına da bakmak isteyebilirsiniz. Ne diyorsun Türkçe baskı için? Kitap Hollandaca, Korece, […]

Read More…

Ebru Boyar İle Röportaj II: Yasaklar Üzerinden Kadın Tarihi Yazmak

Tarihçi Ebru Boyar ile bu röportajın iki hafta evvel yayınladığımız ilk kısmında 1702’de işlenmiş bir cinayeti konuşmuştuk. İstanbul Fatih’teki Kasap İlyas mahallesinde bir kadın öldürülüyor, apar topar gömülecekken komşularından bir kadın çıkıp Meryem’in bir cinayete kurban gitmiş olabileceğine dair yetkilileri uyarıyordu. Röportajın bu ikinci kısmına bakmadan, okumadıysanız Bu Kadını Mezara Komasunlar başlıklı ilk bölümüne bakmanızı tavsiye […]

Read More…

Türk Eğitim Sisteminden Alınmış bir İntikam Gibi: Edebiyat-ı Rap

İnsan türünün, en zorlu koşullarda yaratıcılığına ara vermeden coşabildiğini biliyoruz. Savaş meydanlarından yazılmış harikulade mektuplar, toplama kamplarında yazılmış operetler, sürgünde yazılmış olağanüstü şiirler var. Bazen yaratıcılık zaten bu zorlu koşullarda buluyor kaynağını. Edebiyat-ı Rap serisini de böyle, zorluklar içinde pırıldamış bir iş olarak değerlendirebiliriz. Ama savaş, sürgün gibi bir zorluk değil bu, daha kendine has: […]

Read More…