Piano Piano Bacaksız filminden bu sahne. Çamaşır yıkarken söylediği şarkı da: Alişimin kaşları kağre. Bu sahneyle, bu kadının, şarkı söyleyerek yıkadığı çamaşırlarla ilgili çok da sevimli bir diyalog var filmde, onu da buradan seyredebilirsiniz.

Çok seviyorum bu gifi. Evde hayat devam ediyor, insanlar koltuklara yayılmış sohbet ediyorlar. Çocuklar oyun halinde, televizyon açık, karınlar doymuş, her şey yolunda, her şey yolunda derken… Evin ortasından bir hayalet geçiyor, elinde de çamaşır sepeti! Hayalet, çamaşır yıkamış, çamaşır asmış, kimse görmüyor, yüz kere geçse ev ahalisinin önünden görmeyecekler. Eline çamaşır sepeti alan görünmez […]

Bunlar Ayşe Özel’in bir film için yaptığı minyatürler. Her biri filmin hikâyesinde bir anı gösteriyor. Hepsi çok güzel. Film, Yusuf Kurçenli’nin 1983’te çektiği Ve Recep Ve Zehra Ve Ayşe.

Borda tuhaf ve esrarengiz bir hadise olmuştur. Burada zahire pazarında oturan muhacir Abbas ağanın evinde bütün eşyalar sabaha kadar kendi kendilerine zıp zıp sıçramışlar ve camları kırarak birer birer sokağa düşmüşlerdir.

Mektubu almış mı, kendisi mi yazmış? Çok güzel soru bu. İnsan hangi hislerle ve şu yüz ifadesiyle bir mektubu parçalarına ayırıyor olabilir?

Harf devrimi olmuş, oluyor, tam da olamıyor, ama olacak. Yıllar evvel Atatürk Kitaplığı’nde çalışırken, neredeyse kazara gözüme çarpmıştı haber, sağ sayfalarıdan birinde, alt köşedeydi.

“Mahmut Makal’ın kitabını; bir hamlede yer, yutar gibi okuduktan sonra, elimde olmayarak “Yaşşa aslan!” diye haykırdığım zaman, saat gecenin üçüne çeyrek vardı.”