Garip bir Hadise ve Sorular Sorular…

Zaman gazetesinde 27 Eylül 1934’te yayınlanmış aşağıdaki haber.

“Borda tuhaf ve esrarengiz bir hadise olmuştur. Burada zahire pazarında oturan muhacir Abbas ağanın evinde bütün eşyalar sabaha kadar kendi kendilerine zıp zıp sıçramışlar ve camları kırarak birer birer sokağa düşmüşlerdir. Abbas ağa ve ailesi korkarak evden çıkmışlar fakat bu hareket sabaha kadar herkesin gözü önünde devam etmiştir. Hatta mahzendeki büyük ve dolu pekmez küpü bile sıçraya sıçraya evin ikinci katına çıkmıştır. Alâkadar memurlar tahkikat yapmışlar fakat müsbet (?) bir neticeye varamamışlardır. Hadisenin mahiyeti çok merak edilmektedir.”

Haber bu kadar, bitti; fakat bizi de çok soruyla başbaşa bıraktı deği mi? Şimdi emojilerle de hislerimizi ifade edebildiğimizden, diyebilirim ki haberi okuduğumdan beri şu en beğendiğim emojilerden birindeki gibi halim:

Screen Shot 2018-08-27 at 9.50.12 PM

Basın Yayın okullarında, gazetecilik tarihimiz anlatılırken bunlara da yer veriliyor mu bilmiyorum. 1930’lar Türkiyesinde yapılan gazeteciliğin böyle delice bir hali var. Daha evvel de türlü bahanelerle buna benzer haberleri muhtelif yerlerde yayınladım. En çarpıcı örneklerinden biri de Kartal Ebesi Besime‘ydi hatta.

Şimdi bu haber hakkında biraz düşünelim mi?

Deprem olmuş olabilir mi? Yani kısa bir süreliğine deprem olmuş ama o süre, evdekilere ve mahalleliye olduğundan çok ama çok ama çok daha uzun gelmiş? Fakat o zaman pekmez küpünün ikinci kata çıkmasını nasıl açıklayacağız? Evde çok sinirlenen birisi eşyaları tutup birer birer aşağı atmış olabilir, fakat bu kez de pekmez küpü engeline takılıyoruz.

Ya peki tahkikat? Tahkikat nasıl yapılmış olabilir sahi?

Bor’da yaşanan bu hadise İstanbul gazetelerinden birine kadar yansımış, “garip”likte bölge sınırlarını aşmış diyebiliriz. Peki bu bize bir şeyler anlatıyor mu? Bor’dan diyelim ki telefonla iletilmiş İstanbul’a haber, yani haber metni ne yazık ki bunu belirtmiyor, ama biz öyle varsayalım. Eşyalardan biri diyelim ki kaydı düştü, işte o an kayma esnasında hayal güçleri devreye girmiş, onları evin içinde yürütür, camdan atlar, ve hatta mahzenden de ikinci kata çıkarmış olabilir mi (çünkü pekmez küpünün nesi eksik)? Oradan mahalleye, oradan yerel gazeteye, yerelden ulusal basına kadar eşyalar zıp zıp sıçrar hale gelivermiş olamaz mı? Bor’da canı çok sıkılmış bir gazeteci bu haberi “bakalım İstanbul’dakiler yutacak mı bunu?” diyerek yazmış, yollamış olabilir mi peki? (Haberin yayınladığını gördüğünde, şakada çok ileri gitmiş olduğunu düşünmüş ve biraz utanmış mıdır?) Bilmiyorum ki, daha başka ne olabilir?

Bu kısacık haber bir hikaye aslında, bir olayı anlatıyor, ve okuyucuyu da merakla sarıp sarmalıyor, sonuna kadar okutuyor kendisini, arkasında sorular bırakıyor. Bir hikayede daha ne olsun zaten? Bir tür geleneğin temsilcisi gibi diğer yandan, memlekete has bir tür hikaye anlatıcılığı geleneğinin izlerini de taşıyor: İnanç, merak, korku ve tekinsizlik, belki alt metinde biraz cinler periler? Öyle mi?

Haberin tam metnini de aşağıya ekliyor, okuyucuların tahminlerini, yorumlarını da bekliyorum.

Screen Shot 2018-08-27 at 9.44.15 PM

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s