Mektup

Bir mektup aslında o elinde parçaladığı, yüzünde de okuması kolay olmayan bir ifade!

Başka bir yerde paylaştım, haklı olarak sordular. “Mektubu almış mı, kendisi mi yazmış?” Çok güzel soru bu. İnsan hangi hislerle ve şu yüz ifadesiyle bir mektubu parçalarına ayırıyor olabilir?

Hatırlamadığım için, dönüp baktım. Yönetmenliğini Mehmet Dinler’in yaptığı 1967 yapımı bir filmden bu sahne: Ölümsüz Kadın. Kadının ölümsüzlüğünden kasıt ise şu: Türkan Şoray önce ölüyor, fakat sonra aynı suretle, ama başka bir hayatla esas adamın hayatına tekrar giriyor. Böylelikle biz de lazımgelen dozda Türkan Şoray alıp rahata ermiş oluyoruz.

Mektubu ise ölmeden evvel kendisi yazıyor. Sevdiği adama veda mektubu bu: Galiba ben ölüyorum, sen bensiz devam et özetinde,  “seni sevmedim, sana taptım” gibi kelimelerle/ Fakat derin bilgisi ve ihtimalleri kucaklayan şefkatiyle doktor Nubar Terziyan geliyor o esnada, “Nereden biliyorsun, belki de ölmeyeceksin?” deyip bu vedayı, mektubun yollanmasını engelliyor. İşte insan Nubar Terziyan olsa bile, elinden gelmeyenler var elbet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s