Patlıcan Yangınları

İstanbul’un tarihinde şehri sıklıkla harap eden iki felaket var. Biri deprem, diğer yangın. Yangınlar şehrin ahşap yapı stoku değişince felaket olmaktan çıktı, bunun için neredeyse 1950’lere kadar beklemek gerekti, deprem meselesini zaten biliyorsunuz. Yangınlarla ilgili yazılan, çizilenleri, daha çok folklorik denebilecek malzemeyi 15 sene önce yürüttüğüm bir araştırmada toplamışım. Burada, belki en bilinenlerden birini paylaşayım sizinle, bilmeyenler için şaşırtıcı bir bilgi olacak: Patlıcan yangınları. Bu konuda yayınlanmış bir makale buldum, onun ilk paragrafını almakla yetineceğim, çünkü ilerleyen sayfalarda makale biraz kendini tekrar ediyor. Yine de bakın merak ederseniz. Görüntüde kullandığım fotoğraf da bu makaleden, o yangınla ilgili bir de anı var, onu da sona ekliyorum.

Bir zamanlar, “patlıcan mevsimi gelince, İstanbul’da deliler ile yangınlar çoğalır” diye bir deyim varmış. Bu, patlıcan mevsimi olarak bilinen Ağustos ayında sıcaktan bunalan insanların sayısının arttığı ve sıcaktan kavrulan ahşap nedeniyle fazla yangın çıktığı için söylenmiş bir deyimdir. Gerçekten de Ağustos ve Eylül aylarında İstanbul’da yangınların ardı arkası kesilmez, ahşap konaklarda patlıcan közleme sevdasıyla yakılan ateşlerden çıkan yangınlar binlerce binayı kül ederdi. Özellikle yaz mevsiminde patlıcan kızartılırken çıkan bu yangınlara halk “patlıcan yangınları” adını koymuştu. Patlıcan tavasının ateşte unutulması veya kızgın yağın içerisine su damlaması sebebiyle çıkan yangınlar; önce bir evi daha sonra bir sokağı ve daha sonra da mahalleyi yok etmekteydi. Evlerin birbirlerine bitişik veya yakın olması, sokakların dar olması nedeniyle yangın kısa sürede mahalleye ve daha sonra semte yayılabilmekteydi. Rüzgârlı akşamlarda evden eve yayılıp mahalleleri yutan bu yangınlara “patlıcan yangınları” denirdi.

23 Ağustos 1908 tarihinde meydana gelen iki gün iki gece devam eden yangın patlıcandan çıkmıştır. Yangında Saraçhane ve Bozdoğan Kemeri çevresinde çok fazla hasar oluşmuş 1500 kadar binanın yanmasına sebep olmuştur. Sadece evler değil, dükkân, cami ve medrese gibi binalar da yanmıştır. Ragıp Akyavaş anılarında patlıcan yangınlarını anlatıyor: “Hiç unutmam, Hürriyet’in ilan olunduğunun ikinci ayında idik. Şimdiki Üniversite meydanında (O zaman Har- biye Nezareti) Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre’si oynuyordu. Çırçır’da bir yangın çıktı. İki gün iki gece devam etti. İstanbul’un göbeğini yemen çöllerine çe- virdi. Bu afet patlıcandan çıktı. Zeyrek’de başlayıp Vefa’da stop eden yangın, bu da patlıcandan çıktı. Çocukluğumda Kadıköy ’ün ortasında çıkan ve büyük bir sahayı kül eden yangın yorgancı İsmail Efendi’nin evinde patlıcan kızartılırken tavanın alev almasından çıktı”.

Kaynak: Patlıcan Yangınları. Prof. Dr. Abdurrahman KILIÇ İTÜ Makina Fakültesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s