Bedia

Hayali Kadın Kahramanlar Ansiklopedisi’ne başlayalı dört sene olmuş. Muhtelif sebeplerle devam edemedim yalnız bu işe, şimdi burada Kırk Ambar’da devam edeyim istiyorum artık. Rastgele üç maddeyi koymuşum hatta buraya, toplam madde sayısı on olmuş. Neredeyse başında bırakmak zorunda kalmışım galiba: Biraz memleketin gündemi insanda hal koymadığından, biraz film taraması yapmamı gerektiren işlerin önceliği kaybetmesinden. Kısaca mesele şuydu:

Sinemamızda önemli, önemsiz, sıradan, akılda kalan, hepten unutulmuş, zaten hiç farkına varılmamış, asla unutulamayacak birtakım kadın karakterlerin filmlerdeki yaşantılarını bilebildiğimiz kadarıyla ve “akılda kalan sözleri”yle derliyoruz. Böylece, sinemaya yansıyan kadın temsillerini dev bir mercek altında görüyoruz. Haliyle mercek altına alınınca bazı nahoş şeyler de görünür oluveriyor.

Bazı kadın karakterlerin talihi sürekli itilip kakılmak, bazıları bir eve tıkılıp kalmış, gün yüzü görmüyor. Arada bir çizilen zorlu, dişli, etrafındakilere kök söktüren kadınların bile tav olacağı en nihayetinde bir gelinlik ve bir yüzük filmlerin sonunda. Kirli geçmişi peşini bırakmayan da var, partiden partiye koşup aklını sadece kötülüğe kullanan da. Hikâyeleri yer yer insanın içini burkan ayrıntılara rağmen eğlenceli olanlar da var. Zaten burada saydığım iyilik, kötülük, zorlu dişli olmak, kirli geçmiş laflarının hepsi de temsil ettikleri anlamda olmayabilir, her kelimenin tanımı duruma, zamana göre değişebilir. Bazı kadın karakterlerse tüy gibi hafif, bütün filmin yanından şöyle bir geçip gidiyorlar; bazılarıysa sadece filmin değil, seyredenin üzerine kapanan kalın bir örtü, üste çöken kâbus gibiler. Ben en göze çarpan, en sık tekrar edilenlerden birini alıyorum buraya şimdi. Hayali Kadın Kahramanlar Ansiklopedisi etiketini takip ederek diğer maddelere erişebilirsiniz.

11

Bedia karakteri, 1963’te yönetmenliğini Zafer Davutoğlu’nun yaptığı Barut Fıçısıfilminde Bedia Muvahhit tarafından canlandırılmıştır.

Bedia İstanbul’un Soğukçeşme mahallesinden, çamaşırcı Sıdıka’nın en küçük kızıdır ve annesi gibi o da çamaşır yıkamaktadır. Mahallesinde kimsenin atamadığı göbeklerle, herkesten başka türlü çiğnediği sakızlarla tanınan Bedia’nın bahtı yaptığı evlilikle açılır. “Sırtında küfesi, başında kalıpsız fesi” ile ayşekadın fasulye satarken, kumaş ticaretine geçen Rükneddin ile Bedia evlenirler. “Bedia’nın ayağı uğurlu olacak ki,” evliliklerinin hemen ardından Rükneddin’in işleri büyür de büyür ve çift apartmanlar, şilepler, fabrikalar, bankalar sahibi olur. Bedia da geçmişini çamaşır teknesine gömer ve yeni muhitindeki, yeni hayatına derhal uyum sağlar.

Kibarlığa düşkünlüğü ile kocasına yaka silktiren Bedia büyük bir evde Osman ve Altan adındaki iki oğlu ve bir düzine kadar dalkavuk ile yaşamaktadır. Bedia’nın en sevdiği hitaplar “nonoşum” ve “canikom”dur. Elinden sigarasını hiç eksik etmez, sürekli perhiz yapar ve tercihen yemeklerini yatağına ister. Düğün, dernek, partilerde parlak mücevherleriyle ortalarda salınmayı çok sever. Oğullarının münasip bir evlilik yapması Bedia’nın hayattaki tek amacı, filmdeki tek varlık sebebidir.

Bedia geçmişini hatırlamaktan hoşlanmadığı kadar, oğullarının etrafında dolanan kadınlardan da hazzetmez. Ona göre bu kadınlar alemin şırfıntıları, ellerinde kafesle gezen yılanlar, sığıntılar ve aile şerefini lekelemeye çalışan ifritlerdir. Oğullarını, özellikle büyük oğlu Osman’ı bu kadınlardan korumak için Bedia, yalan söyler, iftira atar, rüşvet verir, gerekirse de şiddete başvurur. Bu uğurda, Bedia’yı filmde, elinde telefon ahizesi ile sürekli bir işler çevirirken görürüz. En gözde cümlesi “Bedia söylediydi dersin”dir. Sonunda yakayı ele verir, tüm istediklerinin tam tersi olur, oğullarını düşmanlara kaptırır ve kendisi de düşer bayılır.

Bedia karakteri, Bedia Muvahhit’in 1960’larda canlandırdığı karakterlerin özeti, mükemmel bir kesiti gibidir. Filmlerinde Bedia Muvahhit, sonradan görmeliğin ateşli bir neferi ya da saraya dayanan bir soyun son temsilcisidir. Etrafındaki erkekleri tam bir sulta ile idare etmek ister ve bunu önemli ölçüde, ama sadece foyası meydana çıkana dek başarır. Kuyular kazar, tezgâhlar çevirir ve ailenin dalavereci yaşı geçkince kadın rollerini yeniden yeniden yaratır. Köşeye sıkıştığında “ayh şimdi bayıliciim” diyerek kendini birinin kucağına usturuplu bir biçimde bırakıverir. Bu kötü kalpli kadın rolleri mümkün olan en çok sayıda seyirciye ulaşmak için alelusül yazılan senaryolarda yaşar. Türk sinemasının muhtemelen en çabuk unutulan filmlerinin köşe taşı, vazgeçilmez kahramanıdır Bedia Muvahhit. Fakat sinemaya başlayan ilk kadınlardan, tüm setlerin en eskilerinden, gerçek hayatında hazırcevaplılığı, komikliği ile bilinen Bedia Muvahhit bu karakterleri tüm unsurlardan bağımsız şekilde eğlenceli kılabilir. Film unutulur, Bedia Muvahhit, bayılmaları, cin fikirleri ve beğenmediğine sürekli devirdiği gözleri ile akılda kalır.

Akılda kalan Sözleri
-Oğlumu kendi elimle alemin şırfıntısına verecek değilim ya!
-Benim bildiğim akıllı köpekler baklavadan pay ummaz.
-Paşa babam sağ olsaydı sen görürdün gününü.

21

Maddenin ilk yayın yeri 5Harfliler‘di.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s