Bir Vedat Türkali Senaryosu: Otobüs Yolcuları

Geçen sene yazmışım bu yazıyı, şimdi fark ettim. Zamanı biraz geçmiş olsa da, ne fark eder? İlk yayın yeri 5Harfliler‘di.


Haftasonu ne seyredeyim derseniz bunu seyredin. Otobüs Yolcuları. 1961 yapımı bir film, yönetmeni Ertem Göreç.

“Neden durduk yere 55 yıllık filmi seyredeyim?” diye sorabilirsiniz. Çünkü:

otobus 1

Daha sonradan onlarcası çekilecek arazi mafyası, toplu konut fiyaskosu, kooperatif yolsuzluğu konulu filmlerin ilki Otobüs Yolcuları. İçinde biraz yanda duran bir aşk hikâyesi de var, ama esas mesele inşaat yolsuzluğu. Zaten bu, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra günışığına çıkan sahici bir dolandırıcılığın da hikâyesi aynı zamanda.

Türkan Şoray’ın ilk filmi değil ama adının duyulmasına neden olan yapımlardan. Müzikler Ruhi Su’ya ait. Aynı dönem çekilen pek çok filmin aksine oraya buraya savrulmuyor hikâye. Tam tersi derli toplu bir akışla kolayca seyrediliyor. Arka planda hep İstanbul, Galata Köprüsü, Süleymaniye, Beyazıt Meydanı var, Yeşiltepe-Beyazıt hattında çalışan bir de otobüs. Onun şoförü, yolcuları, yolculardan “bir okur yazar güzel kız,” onun dolandırıcı babası, babanın etrafındaki kötüler, kötülere karşı elleri giderek zayıflayan halk, halkın verdiği mücadele ve mutlu bir son. Fakat ayrıntılarda Vedat Türkali’nin kaleminden çıktığı çok belli, bazı başka insanlar, olaylar var.

Mesela, Yeşiltepe’nin tepelerine kondurulan apartmanların inşaatı devam eder, çimentodan, demirden durmaksızın çalınırken, inşaat alanında elinde sazıyla hep türkü söyleyen bir âşık karakteri var. Onun türkülerini Ruhi Su’nun sesinden duyuyoruz. Bu âşık karakterine biçilen rol de göründüğünden çok daha esaslı aslında. Filmin en başında sazına laf edildiğinde onu koruyan “Dokunmayın, o buranın uğurudur” diyenler, filmin sonunda âşığa sazı için “Kes şunu be! Kafa ütüleme.” diyorlar. Durumun vehametini, kötülüğün kol gezdiğini anlıyoruz böylelikle. Üstelik bu âşık son anda olayların gidişatını değiştiren kişi de olacak.

Türkan Şoray, dayısının teşvikiyle arkeoloji okuyan bir kadın. Kimseye eyvallahı yok. Filmin bir yerinde. Kimseye hesap vermek mecburiyetinde değilim ben diyebiliyor mesela. Sevdiği adam bir otobüs şoförü. O da her sabah köprüyü geçerken Süleymaniye’yi eliyle selamlayan biri. Sevdiği kıza Mimar Sinan’ı anlatıyor, köyden çıkan bir çocuğun yeryüzüne böyle ulu ulu eserler kondurabilmiş olmasını, “aklı durur insanın” diye tarif ediyor. Sıkıntıdan okudum, okudukça sıkıntılarım arttı diyor kendini anlatırken. Dünyada onların yaşadıklarından, sevgilerinden çok daha önemli şeyler olduğunu söylüyor bir yerde. Mesela:  Şu rahatça uzandığımız toprağa bak. Karıncalara bak. Çabalarına güçlü kuvveli didinmelerine bak. Nasıl güvenle basıyorlar toprağa.

Diğer yandan da apartmanlar yükseldikçe çamura batan birtakım kötüler var, fakat onlar da katman katman. En vicdansız görünenlerin ardından daha başka türden kötüler çıkıyor ortaya. İnşaatta fabrika tuğlası yerine yanık harman tuğlasıkullanılıyor, sekizlik demir yerine altılık demir konuyor, bir metreküp betonda 3 kilo çimento çalınıyor. “Bu binalar nasıl ayakta duracak?” diye sorulduğunda verilen cevap: Dua kuvvetiyle (ve kahkahalar). 40 sene çalışıp ev sahibi olabileceklerini umanların paraları iç ediliyor, hırsızlığın adı “ekonomi yapmak” oluyor. Bir de bir politikacı karakteri var: Memleketin imar hamlesini öven, göz kamaştıran, gönül rahatlatan inşaatlarla övünerek halka hitap eden!

Nasıl? Vedat Türkali memleketin gelecek 60 yılından âdeta bir kesit almış değil mi?

Bunlar aklınızı çelmediyse de, otobüse her sabah çantasında kafatasıyla binen Suna Pekuysal’ın oynadığı, yolculardan uykucu Necile karakterini seyredin. Uçurtma yağmalamak ne demek onu da bu filmden öğrenebilirsiniz, zaten bilmiyorsanız. Bir de ancak bir araya gelenlerin güçlü olacağına dair net bir mesaj var: Korkulmayacağını gösterirsek, ötekiler de peşimizden gelir.

Vedat Türkali’nin yerinin bir başka olduğunun herkes farkındaydı galiba. Ölümünün ardından yazılan hemen her yazıda bu başkalığa bir tür atıf vardı hep. Ben, bir filme kondurduğu ayrıntılarla, onun dünyaya dair güttüğü kaygıları, sakındığı değerleri aktarmayı denedim. (Karıncaların toprağa güvenli basmasını sevgisinden daha önemli tutan film karakteri mi var Yeşilçam’da başka?) Henüz okumadıysanız belki hatta Bir Gün Tek Başına‘dan başlayarak hemen başlayın okumaya Vedat Türkali’yi. Ancak kazançlı çıkarsınız.

Filmi buradan izleyebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s