Sahneye Olan Aşkım Beni bir Hastalık Gibi Kemirmekte…

1937-38’de Ankara ve İstanbul koservatuvarlarının sınavlarına girmeye niyetli olanların kuruma yolladıkları mektuplardan bir çalışma yapıldı bir zaman evvel. Yayınlanan makalenin sahibi Hakan Kaynar, başlığı Artisliğe fazla hevesim vardır…”: Musikî Muallim Mektebi’nin Evrak-ı Metruke’sinde Saklı Kalanlar.”

Bu çok ilginç bir çalışma. Yukarıda bağlantısını verdiğim makale mektupların bulunması, içerikleri, sınavların yapılış biçimi, kabul ve reddedilenlere dair hikâyelerden oluşuyor. Mutlaka bir göz atın.

Mektuplar, Ankara Mamak Belediyesi’ne bağlı kültür merkezinin depolarında, üzerlerine kömür yığıldığı için korunabilmiş ve anlaşılan bir kitabevi sahibinin eline geçmiş. Makalenin yazarı, bu kişiden alabildiği mektuplar kadarını yayınılıyor çalışmasında. Yani daha çok malzeme var yayınlanmayan. Fakat bu makalede yer verilen kadarı bile epey başdöndürücü. Sonunda ise belgelerin bazılarının orijinalleri yer alıyor.

Mektuplarda içinde bulundukları imkânsız koşulları zorlayanlar, başvuru koşullarını yerine getiremedikleri halde içlerindeki sanat aşkını kefil gösterenler, reddedildiğinde doğrudan Ata Türk’e meram anlatanlar, yüksek inkılabı daha da yükseltme vaadleri, “taptaze heyecanlar,” ruhunu haybedenler, azap içinde olanlar var.

Kaynar’ın makalesinde yer verilen mektuplardan aşağıya bazı alıntılar yaptım.

112

Künye: Hakan Kaynar. “Artisliğe fazla hevesim vardır…”: Musikî Muallim Mektebi’nin Evrak-ı Metruke’sinde Saklı Kalanlar*“Artisliğe fazla hevesim vardır…”: Musikî Muallim Mektebi’nin Evrak-ı Metruke’sinde Saklı Kalanlar. Ankara Araştırmaları Dergisi, 56-78, Aralık 2013, s.77.

Başvuru mektıplarından alıntılar:“mektubunuzu 15 pazartesi aldım 14 Pazar günü sına- vın yapılacağını yazıyorsunuz ne yapayım geleyimmi”

“Benim bu işlerle alakam çoktur”

“Artistliğe karşı kalbimde sonsuz bir emel ve arzu var küçücük yaştan beri kalbimde sakladığım bu ülkü her gün biraz daha dayanılmayacak şekilde yanmıya başladı, eskiden bir kıvılcım olan bu meslek aşkı şimdi bütüm benliğimi sardı.”

“Beni büyük bir azaptan kurtaracak ve sevgili mesleğime kavuşturacak emrinizi bekliyorum beni okula kabul ediniz…”

“Bey efendi, Sizinle on dakika konuşmağa müsaade etmenizi rica ederim. Sözün kısası ben (Tiyatro okuluna) girmek istiyorum. İlkokulu bitireli iki sene oluyor. Fakir olduğum için Lise kısmına devam edemedim. Öyle sanıyorumki bu (Tiyatro okuluna) girince hem ben hem aile efradı iyi olacaklardır”

“Artisliğe fazla hevesim vardır, okulunuza girmek istiyorum. Ne yapayim…”

“Bu okula olan hevesimle şu mektubu yazdım. İşallah isteğim olacak ve olur zannediyorum.”

“Size binlerce defa rica ederim, bana bir babalık ediniz, bende sizin gibi san’atkâr olmak isitiyorum: Mektebinize benide kabul ederseniz, en eyi talebelerinizden biride ben olmaya çalışacağıma, Türklüğüm namına söz veriyorum.”

“İlerde yüksek himayelerinizle terbiye görecek gür sesim, milli sahnada, heveskarı bulunduğum güzel yurdumuzun ve yüksek inkilabınızın beklediği ve henüz yeni doğacak Millî tiyatro ve Opera kısmında benimde yüksek ülkümle naçizane hizmet edebileceğime emin olabilirsiniz”

“Altıyaşından beri sinama ve artis meraklısı olduğum için 14 yaşımda içimde tamamen artislik hevesi uyandı bunun için sizi rahatsız etim…”

“Hatta birkaç arkadaş birleşiyor kırlarda beğendiğimiz filimlerin taklidini yapıyoruz”

“size bir artist ismini yazacağım sizin sevdiğiniz bir yıldızdır Marte Egerttin sesini nasıl biliyorsanız aynı ses bendedir”

“aile ocağında hissi şefkatle istiskal görmemekde isemde; babam tarafından giydirilen elbiseleri sırtımda taşımaktan sıkılıyor, yataklarında yatmaktan, sofralarında yer işgalet- mekten hicap duyuyorum”

“…Annem ve Babam 1935 senesinde Her ikisi de vefat ettiler. Şimdi ben Büyük annemin yanında yatıp kalkıyorum. Ekmeğimizi zor kazanıyoruz fakat ben sahneye çıkmaya çok meraklıyım.”

“size nasıl anlatayım bilmem. Ben artis olmak isteyorum duydum ki Ankarada artis mektebi acıldı çok sevindim… Halbuki Büyük annemin hali vakti yok ki beni orta okula göndersin. Büyük annem Bakıyor ilk okulu bitireyimde sanata beni göndersin de çalışayım Haftada alacağım bir bir buçuk lira ile evi idare edelim onun için size yalvarıyorum”

“Hükümetin bu işi ele alması ve sağlam esaslar koyması üzerine bu devletin muazzaf bir memuru bulunan benim, bu yerimi bırakıp “Tiyatro Mektebinize” girerek kendime yeni bir istikbal yap mağa kalkışmam Artistliğe olan aşkımın derecesini anlatabilir sanıyorum”

“Tabiatın bana vermiş olduğu kabiliyeti şüphesiz sizlerde takdir edeceksiniz.”

“Bu gün istikbalimi oldukça kazanmış bulunuyorum. Lakin işte yine taptaze bir heyecanla bu okula baş vuruyorum”

“Ben 16 yaşında bir kızım. Kız ortaokulunun birinci sınıfında okudum. Musikiye, tiyatro ve operet işlerine heves ve istidadın vardır. Mufassal cevabınızı beklemekteyim.”

Eğer mektebinizin (operet) kısmına kabul edileceksem evrakımla birlikte ilk teşrinin onunda (10 Ocak) Ankaraya geleyim. Mektebinize girmekliğim şüpheli ve imkânsız ise beyhude masrafa girmek yazık olur.”

“Mektebinize kaydolmak ve devam etmek için uzun zaman uğraşarak babamı ve muallim olan dayımı ikna edebildim. Lütfen biraz da siz gayret ve kolaylık gösteriverirseniz bir istidadı yetiştirmiş olursunuz”

“En büyük önderim: Size bu dertlerimi şifaen söylemek imkânını bir türlü bulamadım. Köşkünüzün kapusunda günlerce bekledim beni içeriye sokmadılar. Yazacağım birkaç satırımı yaşlı gözlerimle ayaklarınıza kapanarak yalvarıyorum lütfen okuyunuz.”

“muvafak olduğuma çok emindim nedense kazanamadın dediler”.

“…bütün ailem yaşlı gözlerimizle size gövenerek ayaklarınıza kapanıyoruz beni o mektebe kaydettirmenizi yalvarıyorum”

“Bu fotoların bendenize ait olduğuna inanırsanız, bu sanata olan aşkımı hevesimi de elbet taktir edersiniz. Sayın Üstad! Sahneye olan aşkım beni bir hastalık gibi kemirmekte…”

“Asil Hoca!…Ruhsuz İnsan yaşarmı diye sorarlarsa size. Bendenizi hatırlayarak hiç tereddüt etmeden yaşar diyebilirsiniz. İşte, benim ruhum ben de değil, o sanat aşkile kurduğunuz zikıymet mektepte yaşıyor.”

“Ne yazık ki sağ ayağımın iki cm aksaklığı beni o aziz yuvadan aşkım olan yuvadan uzaklaştırıyor”

“Pek küçükten beri tiyatroculuğa karşı olan hevesimizi muhitin eski düşüncelerinin tesiriyle açığa vuramıyorduk.”

“Ruhum her an sönük, hiçbir şeyden zevk almaz vaziyette hislerim hep inkisar hayâl (hayal kırıklığı) içinde gidiyorum. Fakat nereye gidiyorum? Bana ne oluyor? Bilmeyorum. Hayatta ne istiyorum? Zevkime giden ne? Beni ona kavuşamadığım için bedbaht eden arzu ne? İşte hergün bu vaveylâ (çığlık) içinde sürünüp gidiyorum. Hiçbir şeyde zevkim yok”

Marta Eggerth’i merak ediyor musunuz? Burada pek çok şarkısı var. 


22 Nisan 2014’te yazmışım bu yazıyı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s