“Bizim Köy” ve Uçurumlar

Orhan Kemal’in Yaprak dergisinde 1950’nin Mart ayında yayınlanan yazısı. Ben bu nüshayı ne yazık ki görmedim, kaynağım bir gazete haberiydi, ne yazık ki o habere de ulaşılamıyor artık. Bizim Köy / Orhan Kemal  Mahmut Makal’ın kitabını; bir hamlede yer, yutar gibi okuduktan sonra, elimde olmayarak “Yaşşa aslan!” diye haykırdığım zaman, saat gecenin üçüne çeyrek vardı. […]

Read More…

Pervititch Haritaları ve İstanbul

Medyascope’ta Kültür Tarih Sohbetleri isimli programı yapan Ozan Sağsöz ve Cengiz Özdemir ile Nisan ayı içinde yaptık bu kaydı. Çok güzel ağırladılar beni o gün, karnımı doyurdular, üstüne kahve yaptılar. Medyascope’un her yerini gezdirdiler! Programa, kanala destek olmak isteyenler için: adres şurası. Pervitiç haritalarıyla ilgili daha önceden yayınladığım yazıları da zamanla buraya koymak istiyorum. Haritaların bulunuşu, […]

Read More…

Okuyucu Şikâyeti I: Beni Tahkire Ne Sebep Vardır?

Sevgili okuyucular, yine bir iş için gazete arşivlerine daldım. Ben buraya ne zaman dalsam biraz eli kolu dolu geri dönüyorum. Gazeteleri tararken gözüm hep aramadığım ayrıntılara, peşinde olmamam gereken haberlere takılıyor. Bu elimdeki iş için hem “yeni” eski gazeteleri tarıyorum, hem de eskiden bulduğum eski haberleri derliyorum (ne diyorsun?).

Read More…

Sayım Günü (Listeli Yazı)

“Sayım günü Eminönü tramvay bekleme yeri” yazıyor fotoğrafın arkasında. Tarihi belli değil, ama fotoğraf çok güzel. Bir şehrin nasıl da boş olduğunu göstermek için akla ilk gelen yerler duraklar, sokaklar, yollar, köprüler, parklar… Hepsi boş, bomboş. Ben hatırlıyorum bu sayım günü sokaktaki o garip içi boşalmışlığı ve bunun karşısında evlerde saatler mertebesinde biriken enerjiyi. Patlamaya hazır, […]

Read More…

Sinemayı Bırakınca Ne Yapacaklar?

Upuzun bir yazı yazıyorum günlerdir bir kitap için, Yeşilçam’ın kadın yıldızlarından biriyle ilgili. Kariyeri çok parlak başlayan, sonra ani bir dönüşle neredeyse tek bir role hapsedilmiş bir kadın. Çektiği filmlere bakar, hakkında çıkan gazete haberlerini okurken, aşağıdaki haber metni gözüme çarptı. 19 Ocak 1967’de Milliyet gazetesinin muhabiri, âdeta bir felaket habercisi gibi sinemayı nasıl bırakacaklarını […]

Read More…

Deliliğin Anadili: Agnes Richter’in Ceketi

Agnes Richter, 1890’larda Avusturya’da bir akıl hastanesine kendi rızası dışında kapatılmış bir kadın. Şizofreni teşhisiyle ömrünün sonuna, 1914’e dek burada kalıyor. Agnes Richter’den geriye kalan tek bir eşya var: Yukarıda fotoğrafını gördüğünüz üzeri işli bir ceket. Eğitimli bir terzi, hayatını bu yolla kazanan bir kadın olan Agnes, hastanede hastalar için kullanılan kalın ketenden yapılma üniforma […]

Read More…

23-Kahve

Kıymetli eşyaların sandıkta saklandığı zamanlar var geçmişimizde. Bu sahneden anlıyoruz ki tepsi, örtüsü ve kahve fincanları da bu kıymetli eşyalar arasında yer alıyor. Avare Mustafa filminden bu sahne. Misafirliğe gelen kadının, tüm hayatını değiştireceğinden bihaber Fatma Girik, özenle kahve pişirme hazırlığı yapıyor.

Read More…

Büyük Yengelik Parantezinde Yeşilçam’da Kadın Oyuncu Olmak

Yeşilçam’ın kadın oyuncuları içinde kimselere benzemeyen biri var. Nasıl bir oyuncu olduğunu, sinema kariyerini birkaç cümle ile tarif etmek kolay değil. Esas kadın mı, yoksa yan rollerin gediklisi mi? Cevap, ikisi de. Masum, iyiniyetli, saf olan mı, arabozan, fitneci şeytan mı? İki role bürünmüşlüğü de var. Güzel, alımlı mı, yoksa kaknem, çirkin mi? Bence çok […]

Read More…

Önsözler Kitabı: Behçet Necatigil ve Pan

Burada daha önce, çevirmenler tarafından yazılmış önsözleri paylaşmıştım. İlki, Mina Urgan’ın Moby Dick için yazdığı önsözden bir alıntıydı. Diğerleri aynı çevirmene, Sabahattin Eyuboğlu’na aitti. Biri Hamlet için, diğeri La Fontaine’den masallar için yazılmış. Kısacık, etkili, birbirinden güçlü metinler bunlar. Necatigil’in Pan için yazdığı bu önsöz de benzer bir etki bırakıyor insanın üstünde. Pan’ın Türkçe baskısı, 1954’te MEB […]

Read More…

Sultan

Türkan Şoray tarafından canlandırılan Sultan, yönetmenliği Kartal Tibet’e, senaryosu Yavuz Turgul’a ait, 1978 yapımı Sultan filminin ana kadın karakteridir. Eşini nasıl kaybettiği bilinmeyen Sultan, adları Hediye, Hüdai, Fedai ve Recai olan çocuklarıyla bir gecekonduda yaşamaktadır. (Çocuklardan birinin sokaktan bulup eve getirdiği köpeğe de Enayi adını koyarlar.) Sultan küçükten “erkek gibi” yetişmiş bir kadındır. Kendi anlatışına […]

Read More…

1972 Senesinde Başvurduk 1975’te Bağlandı

İşte size 1977 tarihli bir “TRT Arşivinden” videosu, ama olaylar başka bir uzay, zaman, zeminde, adeta bambaşka bir alemde geçiyor. Biz bu alemin içine doğmayanlar tam olarak neler olduğunu anlayamıyoruz, ama hissedebiliriz. Doğanlarsa kendi tecrübelerini yorumlarda mutlaka paylaşsa ne güzel olur. 1977 itibariyle güzel İstanbulumuzda 230.000 telefon abonesi var. Müracaat adedi, yani sırada bekleyen abone […]

Read More…

Karpuz Kabuğundan Taç

“Zaman Zaman İçinde” 1978-79’da yayınlanmış bir müzik programı. Bugün İnternet aracılığıyla, kısmen erişilebilen TRT Arşivi’nde toplam 16 bölüm yer alıyor. Programın sunucusu da Halit Kıvanç. Türler, zamanlar arasında geçişler yaparak, memleket çapında meşhur türkücülere pop, popçulara caz, cazcılara da türkü söyletiliyor programda. Kendi türünde, en ünlü şarkılarını söyleyenler, programa annesiyle katılan Barış Manço, futboldan şarkıcılığa […]

Read More…

Hanende Melek

Sabahattin Ali’nin adı “Hanende Melek” olan bu hikâyesi karşıma ilk defa Müşfik Kenter seslendirmesiyle çıktı. 2007’de yüz Türk edebiyatçının öyküsü seslendirilmiş şu projede, bu da onlardan biriydi. “Hanende Melek” öyküsü bir sazlı kahvede geçiyor. Müşfik Kenter’in sesine, çalgılar eşlik ediyor arada da Melek’in söylediği şarkıların sözleri duyuluyor: “Gece kapladı her yeri, keder sardı dereleri, esmerim […]

Read More…

Belgesel: Annemin Estetik Anlayışı

Yapım yılı 2012 olan mini bir belgesel: Annemin Estetik Anlayışı. Seyretmemiş olma ihtimaliniz var mı? Güzel bir iş bu. Kestirmeden tek bir derdi anlatıyor. Başlık hikâye hakkında çok fikir vermiyor aslında. Mesele kısaca şu: Evin hanımı Dürdane Özçelik’in dantel sevdası eşyaları, evi, aile fertlerinin yaşam alanlarını ele geçirmiş durumda. Hani neredeyse mutlak bir dantel hakimiyeti […]

Read More…

“İşte Hayatınız” – Sümerbank Desen Arşivi

Büyük hizmet denince, ben böyle şeyleri anlıyorum: İzmir Ekonomi Üniversitesi, Tekstil Tasarım Bölümü çok güzel işe girişmiş. Sümerbank için üretilen desenleri toparlayarak bir dijital tekstil arşivi oluşturmuşlar. Site burada, yalnız “Hakkımızda” kısmından buraya bir alıntı yapacağım hemen: İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) desteğiyle İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi, Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü’nün […]

Read More…

Nisan Ayı Köstebek Yuvaları Enginar Dipleri…

İki kısa alıntım var. Saatli Maarif Takvimi’nin 3-4 Nisan 2009 sayfaları arkasından, “Nisan Ayında” başlıklı iki yazı. Nisan ayı içinde bağda, bahçede neler olduğu, yapılması lazım gelen işler anlatılıyor. İki takvim yaprağı arkasında sığacak kadar bilgi, cıvıl cıvıl, kıpır kıpır, hayat, neşe dolu iki kısa metin. Okuyan herkese iyi gelecek, eminim. Yazının sonuna da birtakım […]

Read More…

22-Ütü (ya da Sevgi Ütüsü)

Vesikalı Yarim filminden bir sahne bu. Sabiha, Halil’in gömleğini ütülüyor. Sabiha, arkadaşı Müjgan’ın dediklerine kulaklarını tıkamış, Sabiha Halil’i sevdiğinin farkına varmış, Sabiha mutlu. Böyle bir denklem var sinemamızda, sevdiğinin farkına varan kadınlar ütüye, çamaşıra koşuyor, mutfağa dalıyorlar.. çünkü bir erkeği sevmek biraz onun gömleklerini de ütülemeyi icap ettiriyor. Yüzündeki ifadeye bakın Sabiha’nın, mutlu!

Read More…

“Güldünya” Dizisinde Olmayan Neydi?

Annemle oturmuş, çamaşır katlıyoruz seneler evvel. Televizyonda yeni başlayacak bir dizinin tanıtımı yayınlanıyor, adı: Güldünya. Dizi, bir kadın sığınma evinde yaşananları anlatacak, henüz başlamadı, ama tanıtımını günde beş kere yayınlıyorlar. “Ne kadar önemli bir iş yapıyorlar” diyorum kendi kendime konuşur gibi daha çok. Annem, anında ve hızla: -Tutmaz ki, diyor. -Neden? -Hırpalanırken görmek isterler, kimse kendini […]

Read More…

Bir Lütfi Akad Belgeseli: Tanrının Bağışı Orman

1916 doğumlu Ömer Lütfi Akad’ın çektiği onlarca film içinde, diğerlerine benzemeyen bir filmi var. Bir belgesel. Adı Tanrının Bağışı Orman. Çekim tarihi kaynaklarda 1963-64 olarak geçiyor. 1948’de başladığı yönetmenlik hayatının ortalarında çekmiş yani bunu ve filmin Akad için ayrı bir önemi de var. Anılarında, katıldığı bir toplantıda yanına yaklaşan bir orman mühendisinin filmi önerdiği ilk […]

Read More…

Kadın Cinayetlerinden Sonra Çocuklar

Kadın cinayetlerinin pek konuşulmayan bir yanı var: Annesi, babası tarafından öldürülen çocukların akıbeti. İlk baskısı 1993’te yapılan ve 2000’de yeniden yayınlanan, “Baba Anneyi Öldürdüğünde” (When Father Kills Mother) başlıklı kitaptan bir derleme bu yazı. İngiltere’de yayınlanan kitap belli bir okuyucu kitlesini hedefleyerek yazılmış: Cinayetten sonra çocuğun sorumluluğunu alan yetişkinler, sosyal görevliler, avukatlar, çocuklarla çalışan psikologlar, psikiyatristler […]

Read More…

Büyükada Rum Yetimhanesi ya da bir Batığın Hikâyesi

Büyükada’nın tepelerinden birinde çoktan terk edilmiş bir ahşap bina var. Bir dönem Rum Yetimhanesi olarak kullanıldığı için bu adla biliniyor. Önünden geçerken görüp irkilmediyseniz ya da hikayesini bizzat birinden duymamışssanız bilmeyebilirsiniz bu binayı. İnşa edildiği 1898-99’dan bu yana, kullanımı konusunda en çok ihtilaf yaşanan İstanbul yapılarından biridir bu. Bina aslında otel olarak yapılmıştır, fakat işletme ruhsatı […]

Read More…

21-Süpür

Güldüm bunu görünce, çünkü sadece bu işi yapanların, süpürgeyle (ve biraz da öfkeyle) dünyaya girişenlerin bilebileceği türden bir an: “Çek ayakları!” Muazzam bir gerilim var aslında o an değil mi? İş yapıyor oluşunun görülmesini istiyor kadın, adamlar da son anda, o da belki, ayakları biraz yana kaydırıyorlar. Adam olmasın hadi sadece, iş yapanla, işi görülenin, yapılan […]

Read More…

“Anatolian Rock Revival Project” İllüstrasyonlar

Anatolian Rock Revival Project bir Youtube kanalı. Moğollar’ın Iklığ şarkısıyla fark ettim bu proje için çizildiği belli olan illüstrasyonların güzelliğini. Kanal’ın adresi burada. Devam ediyor bu iş, mutlaka bir göz atın, takip edin. Bu “derleme”yi yapmadan, hemen kapılarını çalayım, ne olmuş, ne bitmiş öğreneyim istedim önce, sonra vazgeçtim bundan. Bir kere de kurcalamasak ötesini berisini. Güzel […]

Read More…

Belgesel: Mümine – Bize Yörük Diyorlar

Mümine 14 yaşında. Makedonya’nın dağ köylerinden Kocalı’da yaşayan, Türkçe konuşan yörüklerden biri. Ailesi tütün ekiyor. Yarım saatlik belgeselde Mümine’yi tütün toplarken, asarken, annesi, ablasıyla börek yaparken, çeşme başında görüyoruz. Tüm belgesel boyunca tek bir mesele konuşuluyor neredeyse aile içinde. Mümine evden kaçmasın, diğer kaçan arkadaşları gibi. Köyden birine, ailesinin rızasıyla verilirse daha çok başlık parası […]

Read More…

1936’dan bir Feryat: İstanbul Çirkinleşiyor

25 Şubat 1936’da “Akşamcı” imzasıyla Akşam gazetesinde yayınlanmış aşağıdaki köşe yazısı. 1930’lu yılların başından itibaren devrik başkentin gelecekte ne olacağına, nasıl gelişmesi gerektiğine dair birtakım tartışmalar oluyor. Şehrin hudutları nereye kadar gitmeli, inşaatlar yasaklanmalı mı? Bir yandan da İstanbul’u mimarların mı, inşaat kalfalarının mı çirkinleştirdiği sorgulanıyor (çünkü herkes şehrin çirkinleştiğinde hemfikir gibi). Mimarlar kalfaları cahillikle, kalfalar da […]

Read More…

Gülten Akın’ın Sesi, Umudu

Bu adreste bir röportaj var. 3 Şubat 2015’te Gülten Akın ile yapılmış bir röportaj. Akın’ın karşısında, Açık Radyo’dan program yapımcıları Levent Pişkin ve Karin Karakaşlı var. Akın, görüşme sırasında en az iki defa bu güzel insanlarla birlikte olmaktan duyduğu mutluluğu belirtiyor. Akın 82 yaşında, her gün diyalize giriyor. Hayatının çeperi daralmış. Aile fertlerini ve hastanedekileri […]

Read More…

Vietnam’ın Kadın Sokak Satıcıları

Bunlar Hollandalı fotoğrafçı Loes Heerink’in Vietnam’ın başkenti Hanoi’de yaşamaya başladıktan sonra fark ettiği bir dizi görüntü. Sokak satıcılarının bu hallerini yakalamak için bir yıla yakın köprüler üzerinde bol bol beklemiş Heerink. Ve sonuçlar epey güzel. Değil mi? Hanoi’de yaklaşık 5000 kadın seyyar satıcı sokaklarda dolanıyormuş hergün, gece saat 2’de, akşam 7’ye kadar. Günlük kazançlarının ortalama […]

Read More…

Yüzyıllık Yalnızlık 50. Yıl Kutlamaları

Bir haftadır Yüzyıllık Yalnızlık romanıyla ilgili üretilen illüstrasyonlara bakıyorum, kendimce bir derleme yapacağım, hep beraber kitabı yad edeceğiz. Neden? Çünkü 30 Mayıs 1967 kitabın okuyucuyla buluştuğu tarih. O kadar çok iş var ki üretilmiş romanla ilgili illüstrasyonlar, resimler, yerleştirmeler… En sonunda kitabın ilk baskısı için yapılan kapağı seçmekle yetinebildim. Bu Mayıs ayı boyunca kitabın yaratılış sürecine, […]

Read More…

Hrant Dink’in Cenaze Töreni

Bu fotoğraf 23 Ocak 2007 sabahından. Pangaltı’dan Agos gazetesi önüne çıkan sokaklardan birinin sonundaydı bu görüntü. Cenazeye katılanların bütün gün ellerinde taşıyacakları yazılar böyle ortaya, kolay görülecek bir yere bırakılmıştı. Beş ya da onlu desteler halindeydi yazılar. Gelenler bunları açmakla uğraşıyorlardı. Biri vardı o an orada, desteleri açıyor, herkesin almasını kolaylaştırıyordu. Ben de ona katıldım. […]

Read More…

Bugün Bir Astronotsunuz…

Ben astronot olmayı istiyordum çocukluğumda. Bunu bir Pazar sabahı kahvaltı masasında aileme çok ciddi bir ses tonuyla beyan ettim: “Ben astronot olmaya karar verdim.” Ablam “Olamazsın ki, kadınlar astronot olamıyor” dedi pat diye. Hiç beklemediğim bu cevap karşısında donakaldım. Elimde bir ekmek parçası öylece duruyorum. Bana çok uzunmuş gibi gelen sessizliği annem bozdu sonunda. Ablama, […]

Read More…

20-Çamaşır

İpe asıyor çünkü o gömlek ıslak, çünkü henüz yıkanmış. Kuruduğunda ipten alacak, ütüleyecek, katlayacak, yerine yerleştirecek… Beyoğlu Güzeli filminde, Tarık Akan’ın gömleğini yıkayan Hülya Koçyiğit.

Read More…

Köprüde

1931 yılında Akşam gazetesi muhabiri sokaklarda fotoğraf çekiyor. “Günün görseli” yapacaklar. Temaları köprüden geçen insanlar belki, ya da öyle denk geldi. Fotoğraflardan birini seçmişler: İhtiyar bir kadın bohçasının üstünde güneşe karşı dinlenirken. Köprüde her sınıftan insana rastlamak imkânı var. Köprü İstanbul’un en dikkate değer yerlerden biri. Fotoğrafı 25 Nisan tarihli sayıda yayınlamışlar. Dinlenen ihtiyar kadın herhalde farkında […]

Read More…

19-Cam

Sonsuza dek cam mı silecek bu kadın? Sultan filminde, Türkan Şoray çalıştığı eve temizliğe gitmiş.

Read More…

Evlerin Tükettiği Kadın Emeği

Bu gördüğünüz ev, Kanada kırsalında iki katlı terk edilmiş bir çiftlik evi. 2004’te Kanadalı heykeltraş Heather Benning evin tam ortasına bir kadın heykeli yapıyor. Ayakları giriş katında, gövdesi ikinci katta ve başı da çatıdan fırlayan bir heykel bu. Kadın, ikinci kat penceresinden fırlayan elinde bir de bez tutuyor. Bu, çiftlik evlerinde (ve aslında hemen her tür […]

Read More…

Yanlışlıkla Yarı Maraton Koştum, Mutluyum!

LeeAdianez Rodriguez ile tanışın. New York’ta yaşıyor, 6. sınıf öğrencisi, 12 yaşında bir koşucu. Nisan 2016’da  bir yarışa katıldı ve sadece ulusal değil, uluslararası basına da konu oldu. LeeAdianez Rodriguez 5 kilometre koşmak üzere kaydolduğu yarışa geç kaldığını sanmış o gün. Annesi onu arabayla sokağın köşesinde bıraktığı gibi park yeri aramaya gitmiş. Lee de koşan […]

Read More…

Uyku

Sevgili okuyucum, soba başında uyukluyor musunuz böyle? Soba olmasa da olur, sıcak başında, çaydanlık başında? Postacı filminden sahne. Çok seviniyorum, bu sahnelerin montajda kesilmemiş olmasına. Buraya koyduğım giflerin çoğu böyle sahnelerden aslında: Çıkarsak film, hikâye hiçbir şey kaybetmiyor, ama korunduğu durumda seyirciye bir şey demiş oluyor, yönetmen, kurgucu, oyuncu… O şey ne, bilmesi kolay değil her […]

Read More…